13 Eylül 2012 Perşembe

Harçlar kalktı mı?


Hangi otobüs durağına baksak, hangi bilboard'a baksak yeni bir özel üniversitesinin reklamı ile karşılaşıyoruz. Her meydanda çadırlarını açmışlar öğrencilere kendi okullarını seçmeleri halinde verecekleri imkanlardan, eğer sınav puanları biraz iyi ise verecekleri burslardan bahsediyorlar. İş o kadar ileri gitti ki, artık Devlet Üniversitelerinin duvarlarında bile Özel Üniversitelerinin reklamlarını görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi mesela Taksim meydanında Aydın Üniversitesi ile ortak çadır açmış, ''Üniversite'' tanıtımı yapıyor. Bütün bunlar ilk başta öğrenciler için yeni imkanlar olarak gözükse de , aslında Üniversitelerin sermayeleşmesinde yeni bir evrenin habercisi...

Öncelikle bütün bu süreci anlamak için önümüzde duran YÖK reformu neler getiriyor buna bakmak lazım. YÖK'ün yeni ismi reformlardan sonra Yükseköğretim Düzenleme ve Denetleme Üst Kurulu(YDDK) olacak. Yeni YÖK reformunda en dikkat çeken hususlar; üniversite rektörlerini artık mütevelli heyetlerinin seçecek olması ve üniversitelere mali ve idari özerklik verilecek olması. (Mütevelli Heyeti dediğimiz yapı şu anda sadece Özel Üniversitelerde bulunuyor. Mütevelli Heyetleri okulun sermayedarlarından ve onların seçtiklerinden oluşan, okul ile ilgili kararları alan bir yapı. Kararlar ise sadece YÖK'ün onayına bakıyor. Mesela şu ana kadar rektör seçimlerinde Cumhurbaşkanı'nın ''ataması'' sonucu yeni rektörlerin listesi yayınlanırdı. O listede hiç bir Özel Üniversiteyi görmemişsinizdir. )Şu anda Özel Üniversitelerde Mütevelli Heyetleri kendi rektörünü zaten kendisi seçiyor. Buna rağmen mütevelli heyetlerinin daha rahat at koşturabilecek olmasına vurgu yapılması yeni dönemde Özel Üniversitelerin önünün daha da açılacağının göstergesidir. İkinci önemli noktada ise, Üniversitelere mali ve idari özerklik verilecek deniliyor. Zaten masraflarını Devlet Kaynakları ile karşılayan Devlet Üniversiteleri neyin mali özerkliğini kazanacak , ya da zaten devlet kaynakları ile karşılanan masraflar nasıl yine devletin denetiminde olabilir? Bütün bu gelişmeler Devlet Üniversitelerinin özelleşmesinin önümüzdeki YÖK reformu ile ete kemiğe bürüneceğinin bir göstergesi. Sermayenin gireceği Devlet Üniversiteleri iyiden iyiye mali ve akademik yönetimi Sermaye Patronlarına bırakarak, ''Yeni YÖK'' tarafından uzaktan ''denetlenecek.''
     
Şimdi deniyor ki; ''Üniversite harçları kalkacak, öğrenciler 1 kuruş dahi vermeden üniversite okuyacak.'' Demin sözünü ettiğimiz YÖK reformunun getirecekleri ve Özel Üniversitelerinin artmasını göz önünde bulundurarak eski YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın kafasından canlandırdığı ''parasız eğitim''  hayalini hatırlamakta yarar var: ''Okullar bedava. Hiçbir yerde görülmemiştir. Şunu yapmak istiyoruz: Üniversiteleri paralı yapalım, ihtiyacı olana burs verelim. Hiç olmazsa üniversiteler ayağının üzerinde dursun. Sonra insanlar çalışınca bu parayı geri ödesin. Aynı Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan alınan kredi gibi. ABD'de olduğu gibi mezuniyetten sonra ödesin." Eski YÖK başkanının bütün söyledikleri Üniversitelerinin özelleştirilmesi sürecini işaret ediyor. Özel Üniversitelerin sayısı artacak önce, burslar verilecek ,imkanlar artacak,bütün bunlar olurken Devlet Üniversiteleri bunlardan yoksun kalacak, artık çağın gereği olarak üniversiteleri de sermayeye bırakmak lazım geldiği üzerinde durulacak, yoksa öğrencilerin okuldan çıktıktan sonra işsiz kalacağından falan bahsedilecek, ve en sonunda yavaş yavaş Devlet Üniversitelerinde sermaye resmen söz sahibi olmaya başlayacak... Sermayenin Üniversiteleri ele geçirmesi için gereken doğal süreç bu zamana kadar -bir kısım duyarlı öğrenci buna dirense de- kusursuz olarak işledi. Yeni YÖK Başkanı Gökhan Çetinkaya'nın dedikleri de pek farklı şeyler değil. Gökhan Çetinkaya son yaptığı basın açıklamasında YÖK reformuna en çok sermayenin ihtiyacı olduğunu belirtti.
   
Bütün bunlar şimdilerde Tayyip Erdoğan'ın YÖK reformuna az bir zaman kala ''parasız eğitim'' diye ortaya çıkmasından şüphelenmemizi gerektiriyor. Evet, kesin olarak şüphelenmeliyiz. Eğer gerçekten 'parasız eğitim' isteselerdi; parasız eğitim pankartı açan gençleri hapislere atarlar mıydı? Bu süreç Üniversitelerin Özelleşmesinden yeni bir evrenin başlangıcı olabilir.

(Red Dergisi'nin Ağustos sayısında yayımlanmıştır.)